Her Şey Neden Pahalı?
Fahiş fiyat şikâyeti her kesimden duyulur. Peki fiyatı yükselten ne, düşüren ne? Bu sorunun cevabı, çoğu zaman sanıldığından daha basit bir yerde duruyor.
Satıcı Ne İster, Alıcı Ne İster?
Her alışveriş bir gerilimdedir. Satıcı sattığı mal ya da hizmet için mümkün olan en yüksek bedeli almak ister. Bunun altına düşmek zararı, bazen iflası getirir. Alıcı ise tam tersini ister; her kuruş kısıtlı bir kaynaktır ve elindeki sınırlı kaynaklar ile en fazla mal veya hizmeti alabilmek en rasyonel tercihtir.

Bu tabloya bakıldığında fiyatın neden pahalılaştığı anlaşılır gibi görünür: satıcının istediği oluyor sanılır. Ama bu resim eksiktir, çünkü fiyatı aşağı çeken güçlü bir mekanizma vardır: Rekabet.
Görünmez El Nasıl Çalışır?
Beş liraya mal edilen bir ürünü ilk satıcı on liraya satarsa, yanındaki dokuz liraya satar ve müşteri oraya gider. Öbürü sekize, yediye, altıya iner. Bu süreç satıcının piyasada kalmayı kabul edeceği en düşük kâr marjına ulaşana kadar devam eder. Satıcı bu düzeyin altında satmaz çünkü batma riskiyle karşılaşır; ama bu düzeyin üstünde tutmak istese de rekabet buna izin vermez.
Adam Smith'in "görünmez el" dediği mekanizmanın özü budur. Hiç kimse fiyatları düşür diye bir talimat vermez; rekabet bunu kendiliğinden yapar.
Peki Fiyatlar Neden Hâlâ Pahalı?
Rekabet varsa fiyatlar düşmeli, ama çoğu zaman düşmüyor. Bunun sebebi rekabetin iki yönden engelleniyor olmasıdır.
Birinci engel devletten gelir. Lisans ve ehliyet şartları, bürokratik mekanizmalar ve devletin üretim alanlarına girmesi piyasaya yeni oyuncuların girişini zorlaştırır. Bir sektöre yeni rakip giremediğinde mevcut oyuncular fiyatı rekabetçi düzeyin üstünde tutabilir. Devletin kendi işlettiği alanda sunduğu "ucuz" mal ya da hizmet de çoğu zaman o görece düşük fiyatın arkasında vergi gelirleriyle yapılan bir sübvansiyon bulunduğu için aldatıcıdır. Fiyat düşük görünür, ama ödeme zaten alınmıştır; doğrudan kasadan değil, vergi yoluyla.
İkinci engel tekelleşmeden kaynaklanır. Bir sektörü ya da o sektörün tedarik zincirini tek elde toplayan bir şirket, tüketicinin ödeyeceği bedeli kontrol etme gücünü de eline almış olur. Lüks bir mal için "almayayım" demek kolaydır; ama onurlu bir yaşamın vazgeçilmez parçası olan mal ya da hizmetlerde bu tercih bir anlam taşımaz.
Tüketicinin Elindeki İki Oy
Fiyatı adil kılan şey ne bir yasadır ne de bir kararname. Fiyatı adil kılan rekabettir; rekabeti mümkün kılan ise kimsenin tek başına kontrol sahibi olamamasıdır.
Bunu bilerek hareket eden tüketiciye iki oy düşer: sandıkta attığı oy ve cüzdanıyla attığı oy. İkincisi genellikle daha anlık ve daha doğrudan bir etki yaratır. Ne devlet ne de özel tekel bu oyu yok sayamaz.


