top of page

Dünya Neden Hiç Olmadığı Kadar Zengin?

  • 23 Mar
  • 3 dakikada okunur

İnsanlık Tarihinin En Büyük Başarısı


Bugünün dünyasında yaşarken çoğu zaman kötü haberlerle karşılaşırız.

Savaşlar, ekonomik krizler, politik gerilimler, çevresel tehditler…

Bu tabloya bakarak insanlığın sürekli kötüye gittiğini düşünmek kolaydır.

Oysa uzun vadeli verilere baktığımızda ortaya çok farklı bir hikâye çıkar.

İnsanlık tarihinin büyük çoğunluğu boyunca hayat son derece kısa, yoksul ve kırılgandı.

Sanayi Devrimi’nden önce dünyada ortalama yaşam süresi yaklaşık 30 yıl civarındaydı.

Çocuk ölümleri çok yaygındı. Salgın hastalıklar milyonlarca insanı öldürüyordu. Açlık ve kıtlık insan yaşamının sıradan parçalarıydı.

Bugün ise küresel ortalama yaşam süresi 72 yılın üzerine çıkmış durumda.

İnsanlık yalnızca daha uzun yaşamıyor; aynı zamanda tarihte hiç olmadığı kadar zengin yaşıyor.


Earthrise, William Anders, 1968

Yüzyıllarca Değişmeyen Dünya


Bugün bize doğal gelen ekonomik büyüme aslında insanlık tarihi açısından oldukça yeni bir olgudur.

Yaklaşık 800 yıl boyunca dünya ekonomisi neredeyse yerinde saydı.

Ortalama bir insanın günlük geliri, bugünün parasıyla yaklaşık 2 dolar civarında seyrediyordu.

Bu durum tarihçiler tarafından çoğu zaman “Malthusçu tuzak” olarak adlandırılır.

Üretim artsa bile nüfus da hızla artar ve kişi başına düşen refah tekrar aynı seviyeye gerilerdi.

Dolayısıyla toplumlar ilerliyor gibi görünse bile ortalama insanın hayatı neredeyse hiç değişmezdi.

Bu döngü yüzyıllar boyunca devam etti.

Ta ki Sanayi Devrimi’ne kadar.


Büyük Kırılma


18. yüzyılın sonlarında başlayan Sanayi Devrimi, insanlık tarihindeki en büyük ekonomik kırılmalardan birini yarattı.

Makineleşme, fabrikalar, enerji üretimi ve teknolojik yenilikler üretim kapasitesini dramatik şekilde artırdı.

İlk kez ekonomik büyüme nüfus artışından daha hızlı gerçekleşmeye başladı.

Bu gelişme insanlık tarihinde yeni bir dönemin kapısını açtı:

Sürdürülebilir refah artışı.

Bugün dünya genelinde ortalama günlük gelir 40 doların üzerine çıkmış durumda.

Bu artış yalnızca sayısal bir değişim değildir.

Bu, milyarlarca insanın hayatında radikal bir dönüşüm anlamına gelir.


Yoksulluğun Sessiz Gerileyişi


Son birkaç on yılda gerçekleşen bir başka önemli gelişme de küresel aşırı yoksulluğun hızla azalmasıdır.

Birleşmiş Milletler’in hedeflerinden biri, aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanların sayısını önemli ölçüde azaltmaktı.

Bu hedef beklenenden daha hızlı gerçekleşti.

Günlük 1,5 doların altında gelirle yaşayan insanların sayısını 2015 yılına kadar yarıya indirme hedefi 2012 yılında yakalandı.

Bu gelişme insanlık tarihindeki en büyük refah artışlarından biridir.

Ve bu başarı çoğu zaman gündelik tartışmaların gölgesinde kalır.


Refah Nereden Gelir?


Bu büyük dönüşümün arkasında birkaç temel faktör vardır:

  • Teknolojik ilerleme

  • Sanayileşme

  • Küresel ticaret

  • Sermaye birikimi

  • Bilimsel gelişme

Bu faktörler üretkenliği artırır.

Üretkenlik arttığında ise toplumların toplam zenginliği artar.

Zenginlik arttıkça sağlık sistemleri gelişir, eğitim yaygınlaşır ve yaşam standartları yükselir.

Sonuçta yalnızca gelir değil, yaşam kalitesi de artar.


Görmezden Gelinen Başarı


Modern dünyada ilginç bir psikolojik durum vardır.

İnsanlar genellikle kötü haberleri daha hızlı fark eder.

Ekonomik krizler, savaşlar ve politik çatışmalar kamuoyunda geniş yer bulur.

Ama yoksulluğun azalması, yaşam süresinin artması veya küresel refahın yükselmesi çoğu zaman gündemin arka planında kalır.

Oysa tarihsel ölçekte bakıldığında insanlık şu anda tarihin en refah dönemlerinden birinde yaşıyor.

Bu durum mevcut sorunların olmadığı anlamına gelmez.

Ama uzun vadeli ilerlemeyi anlamak, geleceğe dair daha gerçekçi bir perspektif sunar.


Uzun Vadeli Hikâye


İnsanlık tarihi büyük ölçüde yoksulluk tarihidir.

Bugün bildiğimiz anlamda geniş ölçekli refah yalnızca son iki yüzyılda ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle modern ekonomik sistemin yarattığı değişim çoğu zaman yeterince anlaşılmaz.

Sanayi Devrimi yalnızca üretim yöntemlerini değiştirmedi.

Aynı zamanda insanlık tarihinin ekonomik kaderini değiştirdi.

Yüzyıllarca durağan kalan dünya ekonomisi ilk kez kalıcı bir büyüme patikasına girdi.

Ve bu büyüme milyarlarca insanın hayatını dönüştürdü.

Nostaljiyi hayatının bir parçası edinerek geçmişi övmek ve geleceği kötülemek yaşadığımız döneme has değil.

Antik Yunan şairi ve düşünürü Hesiod, milattan önce 8. yüzyılda şöyle yazar:

“Geleceğimiz bu laubali gençliğe mecbur ise, insanımız için bir gelecek umudu görmüyorum.”


İnsanlığın Büyük Deneyi


Bugün dünya hâlâ birçok sorunla karşı karşıya.

Ama uzun vadeli verilere baktığımızda şu gerçek ortaya çıkar:

İnsanlık daha uzun yaşıyor.

Daha sağlıklı yaşıyor.

Ve tarihte hiç olmadığı kadar zengin yaşıyor.

Bu ilerleme tesadüf değildir.

Bu, iki yüz yıldır devam eden büyük bir ekonomik deneyin sonucudur.

Ve bu deney, insanlık tarihinin en büyük başarılarından biri olabilir.

 
 
bottom of page